|
|
| İLGİNÇ BİLGİLER ......................................................................................................
|
1 Nisan şakasının kökeni nedir? 1564 yılında Fransa
kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha
önce Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim
şartlarında IX Charles'in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto
amacıyla eski adetlerine devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler.
Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün
aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler
verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler
ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca,
Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası görerek devam
ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı
|
İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar? Bu
konuda iki ayrı açıklama vardır. 1) İnsanların beş duyusunu tatmin amacıyla
şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle
tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle işitme. Şarap bütün
duyguları tatmin eder anlamını taşır. 2)Antik çağlarda bir insanın düşmanını
yemeğe davet edip,ona zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi
içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için kendi içkisini havaya kaldırır ve
misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi. Sonra
aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini
göstermek için kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur,
çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi.
|
Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler? Çinlilerin
yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde
yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca
zenginler masada otururlardı. Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek
yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk kullanarak
beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken çinliler
önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O
zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa
kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildişinden ve kemikten yapılırdı.
|
Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir? Bu
şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı Amerika'lı iki kız
kardeşe aittir. Orijinal adı " Good Morning to All" yani " hepinize
günaydın"dır. Daha sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır.
Fakat telif hakkı kardeşlere aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik
şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme
yapma zorunluluğu vardır
|
Mezara niçin çiçek konulur? İlk olarak Mısır Firavunu
Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının çiçekten tacçlarla
kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara
çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları
çekme, kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler
çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle
mazarlıklarda kullanılır. Ağacın yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü
ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde siyah giyinmenin amacı da
mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.
|
İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar? Özel
bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol
kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha
hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı
yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati
kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları sol
kollarındaki saati kurabilirler.
|
Satrançta şah niçin o kadar pasiftir? Çünkü şah koruma
altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden bütün taşlar onu
korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri
geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir.
Bununla Kraliçe'nin Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir.
Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya
yayılmıştır.
|
Bir hafta niçin 7 gündür? Babilliler 7 günlük haftayı
zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile
güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha
sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu,
müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra
Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul
görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda
yine hafta 7 gün olarak kaldı.
|
Niçin otellerin kapıları döner kapıdır? Döner kapıların
tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak
ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer
normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar
yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri
binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak
havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini engeller.
|
Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar? Buzun
erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki
buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur.
Bir kabın içinde ya da bir bardakta üstüste duran buzların herbiri
altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük
kısım erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün
birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışcasına
birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.
|
Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker? Aslında kumaş
ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama
bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla
olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra
kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk
ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın çekmesini
kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye
ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.
|
Çinlilerin gözleri niçin çekiktir? Yalnız çinlilerin
değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, japonların hatta Eskimoların
da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı yaratan
göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki
göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere
göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran
ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve
öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının
buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri
kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı korunmak
için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. Ciltleri
de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç
tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz
kapaklı, demek daha doğrudur.
|
İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur? Bir insan
büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman
savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana
mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan
dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da
sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.
|
Akıl ile zeka arasında fark nedir? Akıl yalanla
gerçeği, doğruile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve
görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir
olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme
yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer
sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği
gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil
zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç
olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara,
eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ
denilen testle ölçülebilir.
|
Dolunay insan davranışlarını etkiler mi? İnsanlar
arasında bu inanç oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın dönemlerine
bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır. Bilim
adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün boş olduğunu
kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların gel-git denilen suların alçalması
ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun
oranı , okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani Ay'ın çekim gücü
insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün olması gerekirdi.
Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir. Çünkü gönderdiği
ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır
|
Niçin gözyaşı dökeriz? Dünyadaki canlılardan sadece
insan ruhsal nedenlearle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam
tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı
koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır.
Bu konuyu ilk inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapılan deneyler sonucu
görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır.
Ruhsal gözyaşları daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın
nedeni açıklanamamıştır.
|
Üç yaşından daha önce olanları niçin hatırlamıyoruz?
Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın beynimizde
anıveya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından
küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller.Öykü ve
anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç
yaşından küçükler düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza
yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün olarak
şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne yaptığını ne
yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye başlıyor.
|
Develerin hörgüçlerinde ne var? Genelde hörgüçlerinde
su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru
değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek
bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca yağ çöl
sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar.
Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki
nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler,
kandaki su etkilenmez.
|
Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir?
Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En
dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak
olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez. İnce
tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada
durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır. Yumurta, tavuğun yumurta
kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel
kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı
yaparak konik biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur.
Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir.
|
Kuşlar nasıl konuşabiliyor? Her insan ağzıyla konuşur
ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler
dilimize ve dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan
ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi
ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses organları
memeli hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinn dibinde,
karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit yeteneği
vardır. Doğayla içiçe yaşarken diğer kuşların seslerini taklit ederek bir
çeşit iletişim sağlarlar.
|
Ateş böceği nasıl ışık saçıyor? Aslında bu böceğin
verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı
"Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir.
Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu
fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın
bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan
iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık
vermeye yetmediği için böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık
verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir
|
Kediler balık ve sütü niçin severler? Kedilerin sudan
hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok iyi yüzerler. Hava
şartlarından dolayı ve de tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler.
Evkedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere olan düşkünlüğünün
nedeni evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük
kuş ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar
kedilerifare avcıları olduğu için evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin
kuzey Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında
balık avlayarak yaşamaktadır. Patileriile balıkları sudan dışarı atar,
gerekirse suya tamamen girerler. Eski Mısır'da kedi bakıcıları onları ekmek
ve sütle beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının
yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır.
|
Horozlar niçin sabahları erkenden öterler? Sabah güneş
doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok horozun sesinin
gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük
çoğunluğu da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem
horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler ama seslerinin en güçlü çıktığı
zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün doğarken ötmeleri
biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır
|
Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor? Sineklerin
her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın
ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına
girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama
şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya kuytuya gömerler.
Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar
çatlar ve yine sinekli günler başlar.
|
Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir? Kalemin
tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla
duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından
biliniyordu. Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli
1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle
gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça
azalır. Dolmakalem mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya da
giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda kullanılan tükenmez
kalem sonradan yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda pirinç
uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye aracılığıyla aktarılır. Fakat
dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı kaliteli kılmasıdır.
|
Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur? Bir sandalyeye
rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına,
kası kemiğe bağlayan tedoma minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak
ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın
genişlemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif
bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğine iletirler. Omirilik
ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir,
bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin,
yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla
gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi konusunda bilgi
veren önemli bir tanı yöntemidir.
|
Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor? Yapıştırıcıların
sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey
değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler
kullanarak yaparlar. Yapışma olayında benzer veya ayrı malzemeden iki madde,
bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır.
Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme
eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.
|
Matematikte niçin (-2) ile (-2) nin çarpımı (+4) tür?
Haftanın beş günü işe otobüs ile gidip geldiğinizi varsayalım. Her sefer bir
milyonluk bir biletle yapılıyor. On milyon tutarında on tane bilet aldınız.
Hergün gidiş geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri
(-2) dir. Siz bu işi beş gün süresince yani 5 kez yaparsanız (-2)x(+5)= 10
olur. Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın Perşembe ve Cuma
günlerine geldi ve tatil. Bu kez yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz. İki günlük
4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket, yapmanız gerekene göre negatif yani
ters yönde bir harekettir. Hergün bilet almak yerine iki gün süresince hiç
bilet kullanmıyorsunuz.İki kere negatif hareketi "-2" bilet üzerinde yapınca
o hafta elinizde (-2)x(-2) =(+4) bilet kalıyor.
|
Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter? Pille
çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo
açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark
pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında
pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne,
pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için
aynıdır.
|
Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor? Tek
nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş iki kap
vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam şişedir.İkisinin
arasındaki hava ise boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler tarafından elde
edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri
de ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde
kalır.İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece termosa
konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.
|
İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir? Çok kişi "Save
our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul" ruhumuzu kurtar; "Stop Other
Signals" diğer sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı sanır. Oysa hiçbiri
değildir. Tamamen telgraf zamanından kalma mors alfabesiyle ilgilidir. İmdat
çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç nokta,
üç çizgi olan S.O.S seçildi.
|
|
 |
|
|
Piyasalar |
|
|
Hava Durumu |
|
 |
|
Resim Galerisi |
|

|
|
Türk Medyası |
|

|
|
Anket |
|
Zorunlu din dersleri ve nüfus cüzdanlarındaki din hanesi kaldırılmalı mı?
Bu ankete 4217 kişi katıldı
|
| Diğer Anketler |
|
|
E-Posta Listesi |
|
|
Milli Piyango |
|
|
|
Online Üyeler |
|
|
|
|